23 Şubat 2009 Pazartesi

Kendimi tanıyamıyorum.

siz ne derseniz o olsun.

kuru kuru

bir zırhın kendini yok ettiğine şahit oldum çok defa.Küçük bir kaza sonrası kalitesiz kaskı olmasaydı ölmeyecekti ki o.Ağacın yaşken eğilmesi değil,bükülmesi koyan bana.
nasıl ki hayatı boyunca hep ezilmiş birinin kendini kanıtlaması için hep uç yaşaması normal karşılanıyorsa,0.5 uç tadında çabuk kırılan bir insan olmamın bunla bir ilgisi yok.
benim ne anlatacağım önemli değil,nasıl anlattığım önemli desem de hep ne anlattığım önemli tabiki.0.5 başlarsan hayata en azından tombo,faber castel ol öğüdü ile büyümem ise büyük bir yalandan
ibaret.
kendi kafamda yarattığım insanları hep gözümde büyüterek verdiğim önem aslında kendimi bir alt seviyeye düşürüp gözlerimi kapamam olmuş.Yazık.herhangi birine,kişiye,arkadaşa,sevgiliye ağıt yakmaktansa kendi kendime kızmam az önceki kibirliliğimi nötrlüyor sanırım.çevremdeki insanlara baktığım zaman hep bir tutku üzerine yoğunlaşmalarına bayılıyorum,sanki bir görev edinmişim kendime onları izlemek gibi.bilmiyorlar görmüyorlar.en değer vermediğim insana bile üzülebiliyorum ama kurtulamıyorum anasını satayım bu arkasına saklandığım bakır zırhtan.Eskiden demir,metal alaşımı kullanıyordum ancak fazla ağırlık yapıyordu,heryere götüremiyordum. hayatında en güvendiğim yakınım bile beni yok etmeye çalışsa benden alabileceği fazla bir şey olmadığını fark ediyor.bitince her şey herkesle içi boş ama güzel bir jack daniels şişesi gibi saklıyorum içimde.beynimi meşgul eden insan ilişkilerinin yerini tamamen kendimle olan kavgam aldı.Son 2 yılda,geçmişte hayattan aldıklarımı benden geri almaya çalışan bir başka benle çatışıyorum.onun zırhı olsa da ,benimde vurma bana diyebilitem var.en fazla ne kadar acımasız olabilir ki.içimdeki jack daniels şişelerinin hepsine birer not yazıp okyanusa salmaktansa,birer molotof kokteyli hazırlayıp,en sevdiğim ormanı yakmak istiyorum.insanlar o dumanı,alevi görünce elbet içleri acıyacaktır,yardım edebileceklerdir benimle birlikte yananlara.
Yarısı dolu,yarısı boş bir bardak olup insanların beynini meşgul etmektense,durup dururken çatlayıp,kırılıp masaya kristallerini bırakan falan filan.

Bir huyum var içimi sıkan birçok şeyi yazınca üzülüyorum,herkesin beni bildiği gibi olmam lazım değil mi?

O zaman

So tell the girls that i am back in town

okumaya kasan olursa yazım yanlışları için özür dilerim,düzeltecek gücüm pek yok

10 Şubat 2009 Salı

Rakı,balık




Balıkçı evine dönüyor sanırım.O yokken yanan şömine ısıtmıştır şimdiden evi.Çok mu sıkıcı oldu?.
Değiştirelim hemen,bir dalga gelir ve ters yatırır kayığı.Kimse duymaz da çığlıklarını,zaten kendisinin de bağıracak hali yoktur.Doğa onu ayrıştırırken zamanla,kullandığı ilaçların yan etkileri balıkları da etkiler mi bilmem.Ama bırakın orda kalsın çok geç olmadan karışsın bedeni denizin dibindeki kumlara çok geç olmadan,nasıl olsa şafakla beraber deniz onu kabul edebilecektir,binlerce poşet,izmarit ve insanların ona çektirdiği zulümlerle birlikte, elbette onu da sinesine çekecektir.

Küçüklüğünü de bilirdik keratanın.Babasının yakaladığı balıkların onun ilk oyuncakları olması,bir çocugun çırpınarak bir başkasınının ölümünü izlemesinden farksızdı.DI,mı,mişli,sanki kendim görmüşüm gibi anlattığım bu hikayede ne anafikir önemli ne babasının oltası ne de gördüğü ve kafasında yer etmiş o kadar anının.Sahi neredeydi o avlandıkları yer,nerede ne zaman kaybetmişti babasının şanslı oltasını?

kendisi ölürse film biter sanıyormuş
ama Bruce Willis zaten ölüymüş.

"En çok bana karşı samimi olmanı seviyorum,kanser olman sana daha iyi davranacağım anlamına mı gelir,kaç yaşındasın?,seni seviyorum,kovuldun!,babanızı kaybettik,çok iyisin devam et,yalancısın!"
gibi kelimeler ve cümleler her ne kadar beyninin içinde dolaşan bir el gibi istediği lob u sıkıyor,vücudunun bir tarafını hep felç bırakıyorsa da,güç ve bağışıklık kazandırıyordu ona.Sahi yine "du" ile biten cümleleri bırakacağım demiştim.

Rüzgarın,o yağmurla birleşerek yüzüne vurması ve akan suların denize karışmasından daha huzurlu ne olabilir ki.Veya kendini kaybettiğin an,aslında kaybedecek birşeylerinin kaldığını anlamandan.

En azından inerken en dibe,rakısını tutabilseydi ondan önce giden.En dibe gidecektir rakısı ama bizim has oğlan en dipten 3 metre yüksekte kalır,iyi mercan çıkar çünkü ordan :)

Şimdi arayın bakalım,nah bulursunuz cesedimi