tam koşarken düştüğünüz anı inceleyelim.Tam yer e kafanızı vurmadan önceki az bir saliselik kısım gözünüzün önüne getirin.Ben o anı çok seviyorum.Çünkü o hızla düşerken adrenalin veya her ne bok hormon vurdugunuz yerin acısını hissettirmiyor.en sağlam darbede bile düşüyorsun.anlatmak istediğim düşerken düşmeme şansın yok.Yani birşeyi yaparken onu yapmak zorunda kalıyorsun.
sonra düştünüz.düştükten önce değil de düştükten sonra kanayan başınıza "ne yapıcam lan ben" demeniz önceki tezimi kanun haline dönüştürüyor.Ama bir gerçek var ki düşmeden önce hesapta olmayan yaranız,düştükten sonra biraz da hoşunuza gidiyor.
13 Temmuz 2009 Pazartesi
3 Haziran 2009 Çarşamba
18 Mayıs 2009 Pazartesi
Ladies?
uçsuz bucaksız bir arazide kale kurmuş olmam acaba en büyük stratejik hatam mı oldu hayatımda?
bilemem ki.
nasıl olsa düşman gelmiyor.
gelene kadar vaz geçiyor,yoruluyor.
ancak
gelecek olan baştan gelmiyor,nasıl olsa düşman bir şekilde aklını çeliyor.
istesem de istemesem de durum 0-0
hayat dursa da devam etse de heyecan yok,seyircisiz oynuyorum her hafta,her gün belki dün.
Dün dememin sebebi burda zaman kavramı yok,gelecekten bahsetmememin nedeni ise umut yok.
bilemem ki.
nasıl olsa düşman gelmiyor.
gelene kadar vaz geçiyor,yoruluyor.
ancak
gelecek olan baştan gelmiyor,nasıl olsa düşman bir şekilde aklını çeliyor.
istesem de istemesem de durum 0-0
hayat dursa da devam etse de heyecan yok,seyircisiz oynuyorum her hafta,her gün belki dün.
Dün dememin sebebi burda zaman kavramı yok,gelecekten bahsetmememin nedeni ise umut yok.
18 Mart 2009 Çarşamba
Nasılsın? iyiyim.
Sana birşeyler göstereceğim sadece onun içim geldim .Kazağını dirseğine kadar sıyırıp gösterdi.Seni ne kadar özlediğimi bilmek için damarlarımı kestim.Karşıdan bakıldıgında bırakın damar kesilmesini,aşı izi bile yoktu.Ardından boynunu gösterdi.Arkasından boynumu kestim.Ama orada da hiçbir iz yoktu...Son olarak kazağını ve altındaki beyaz t-shirt ü kaldırarak göğsünün sol tarafını gösterdi.Seni ne kadar sevdiğimi görmek için açıp bakmak istedim.Elbette orada da hiçbirşey yoktu.Delirdi mi tamamen?
Anlasana gerizekalı,belki birgün dönersin diye beni tam bul istedim.
yumruğunu sıktı,hiçbirşey diyemedi.
aslında 400 küsür km yol gidip evinin altından döndü.
belki de gitmedi gidemedi.
korktu.
korkak.
Anlasana gerizekalı,belki birgün dönersin diye beni tam bul istedim.
yumruğunu sıktı,hiçbirşey diyemedi.
aslında 400 küsür km yol gidip evinin altından döndü.
belki de gitmedi gidemedi.
korktu.
korkak.
23 Şubat 2009 Pazartesi
kuru kuru
bir zırhın kendini yok ettiğine şahit oldum çok defa.Küçük bir kaza sonrası kalitesiz kaskı olmasaydı ölmeyecekti ki o.Ağacın yaşken eğilmesi değil,bükülmesi koyan bana.
nasıl ki hayatı boyunca hep ezilmiş birinin kendini kanıtlaması için hep uç yaşaması normal karşılanıyorsa,0.5 uç tadında çabuk kırılan bir insan olmamın bunla bir ilgisi yok.
benim ne anlatacağım önemli değil,nasıl anlattığım önemli desem de hep ne anlattığım önemli tabiki.0.5 başlarsan hayata en azından tombo,faber castel ol öğüdü ile büyümem ise büyük bir yalandan
ibaret.
kendi kafamda yarattığım insanları hep gözümde büyüterek verdiğim önem aslında kendimi bir alt seviyeye düşürüp gözlerimi kapamam olmuş.Yazık.herhangi birine,kişiye,arkadaşa,sevgiliye ağıt yakmaktansa kendi kendime kızmam az önceki kibirliliğimi nötrlüyor sanırım.çevremdeki insanlara baktığım zaman hep bir tutku üzerine yoğunlaşmalarına bayılıyorum,sanki bir görev edinmişim kendime onları izlemek gibi.bilmiyorlar görmüyorlar.en değer vermediğim insana bile üzülebiliyorum ama kurtulamıyorum anasını satayım bu arkasına saklandığım bakır zırhtan.Eskiden demir,metal alaşımı kullanıyordum ancak fazla ağırlık yapıyordu,heryere götüremiyordum. hayatında en güvendiğim yakınım bile beni yok etmeye çalışsa benden alabileceği fazla bir şey olmadığını fark ediyor.bitince her şey herkesle içi boş ama güzel bir jack daniels şişesi gibi saklıyorum içimde.beynimi meşgul eden insan ilişkilerinin yerini tamamen kendimle olan kavgam aldı.Son 2 yılda,geçmişte hayattan aldıklarımı benden geri almaya çalışan bir başka benle çatışıyorum.onun zırhı olsa da ,benimde vurma bana diyebilitem var.en fazla ne kadar acımasız olabilir ki.içimdeki jack daniels şişelerinin hepsine birer not yazıp okyanusa salmaktansa,birer molotof kokteyli hazırlayıp,en sevdiğim ormanı yakmak istiyorum.insanlar o dumanı,alevi görünce elbet içleri acıyacaktır,yardım edebileceklerdir benimle birlikte yananlara.
Yarısı dolu,yarısı boş bir bardak olup insanların beynini meşgul etmektense,durup dururken çatlayıp,kırılıp masaya kristallerini bırakan falan filan.
Bir huyum var içimi sıkan birçok şeyi yazınca üzülüyorum,herkesin beni bildiği gibi olmam lazım değil mi?
O zaman
So tell the girls that i am back in town
okumaya kasan olursa yazım yanlışları için özür dilerim,düzeltecek gücüm pek yok
nasıl ki hayatı boyunca hep ezilmiş birinin kendini kanıtlaması için hep uç yaşaması normal karşılanıyorsa,0.5 uç tadında çabuk kırılan bir insan olmamın bunla bir ilgisi yok.
benim ne anlatacağım önemli değil,nasıl anlattığım önemli desem de hep ne anlattığım önemli tabiki.0.5 başlarsan hayata en azından tombo,faber castel ol öğüdü ile büyümem ise büyük bir yalandan
ibaret.
kendi kafamda yarattığım insanları hep gözümde büyüterek verdiğim önem aslında kendimi bir alt seviyeye düşürüp gözlerimi kapamam olmuş.Yazık.herhangi birine,kişiye,arkadaşa,sevgiliye ağıt yakmaktansa kendi kendime kızmam az önceki kibirliliğimi nötrlüyor sanırım.çevremdeki insanlara baktığım zaman hep bir tutku üzerine yoğunlaşmalarına bayılıyorum,sanki bir görev edinmişim kendime onları izlemek gibi.bilmiyorlar görmüyorlar.en değer vermediğim insana bile üzülebiliyorum ama kurtulamıyorum anasını satayım bu arkasına saklandığım bakır zırhtan.Eskiden demir,metal alaşımı kullanıyordum ancak fazla ağırlık yapıyordu,heryere götüremiyordum. hayatında en güvendiğim yakınım bile beni yok etmeye çalışsa benden alabileceği fazla bir şey olmadığını fark ediyor.bitince her şey herkesle içi boş ama güzel bir jack daniels şişesi gibi saklıyorum içimde.beynimi meşgul eden insan ilişkilerinin yerini tamamen kendimle olan kavgam aldı.Son 2 yılda,geçmişte hayattan aldıklarımı benden geri almaya çalışan bir başka benle çatışıyorum.onun zırhı olsa da ,benimde vurma bana diyebilitem var.en fazla ne kadar acımasız olabilir ki.içimdeki jack daniels şişelerinin hepsine birer not yazıp okyanusa salmaktansa,birer molotof kokteyli hazırlayıp,en sevdiğim ormanı yakmak istiyorum.insanlar o dumanı,alevi görünce elbet içleri acıyacaktır,yardım edebileceklerdir benimle birlikte yananlara.
Yarısı dolu,yarısı boş bir bardak olup insanların beynini meşgul etmektense,durup dururken çatlayıp,kırılıp masaya kristallerini bırakan falan filan.
Bir huyum var içimi sıkan birçok şeyi yazınca üzülüyorum,herkesin beni bildiği gibi olmam lazım değil mi?
O zaman
So tell the girls that i am back in town
okumaya kasan olursa yazım yanlışları için özür dilerim,düzeltecek gücüm pek yok
10 Şubat 2009 Salı
Rakı,balık

Balıkçı evine dönüyor sanırım.O yokken yanan şömine ısıtmıştır şimdiden evi.Çok mu sıkıcı oldu?.
Değiştirelim hemen,bir dalga gelir ve ters yatırır kayığı.Kimse duymaz da çığlıklarını,zaten kendisinin de bağıracak hali yoktur.Doğa onu ayrıştırırken zamanla,kullandığı ilaçların yan etkileri balıkları da etkiler mi bilmem.Ama bırakın orda kalsın çok geç olmadan karışsın bedeni denizin dibindeki kumlara çok geç olmadan,nasıl olsa şafakla beraber deniz onu kabul edebilecektir,binlerce poşet,izmarit ve insanların ona çektirdiği zulümlerle birlikte, elbette onu da sinesine çekecektir.
Küçüklüğünü de bilirdik keratanın.Babasının yakaladığı balıkların onun ilk oyuncakları olması,bir çocugun çırpınarak bir başkasınının ölümünü izlemesinden farksızdı.DI,mı,mişli,sanki kendim görmüşüm gibi anlattığım bu hikayede ne anafikir önemli ne babasının oltası ne de gördüğü ve kafasında yer etmiş o kadar anının.Sahi neredeydi o avlandıkları yer,nerede ne zaman kaybetmişti babasının şanslı oltasını?
kendisi ölürse film biter sanıyormuş
ama Bruce Willis zaten ölüymüş.
"En çok bana karşı samimi olmanı seviyorum,kanser olman sana daha iyi davranacağım anlamına mı gelir,kaç yaşındasın?,seni seviyorum,kovuldun!,babanızı kaybettik,çok iyisin devam et,yalancısın!"
gibi kelimeler ve cümleler her ne kadar beyninin içinde dolaşan bir el gibi istediği lob u sıkıyor,vücudunun bir tarafını hep felç bırakıyorsa da,güç ve bağışıklık kazandırıyordu ona.Sahi yine "du" ile biten cümleleri bırakacağım demiştim.
Rüzgarın,o yağmurla birleşerek yüzüne vurması ve akan suların denize karışmasından daha huzurlu ne olabilir ki.Veya kendini kaybettiğin an,aslında kaybedecek birşeylerinin kaldığını anlamandan.
En azından inerken en dibe,rakısını tutabilseydi ondan önce giden.En dibe gidecektir rakısı ama bizim has oğlan en dipten 3 metre yüksekte kalır,iyi mercan çıkar çünkü ordan :)
Şimdi arayın bakalım,nah bulursunuz cesedimi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
