uçsuz bucaksız bir arazide kale kurmuş olmam acaba en büyük stratejik hatam mı oldu hayatımda?
bilemem ki.
nasıl olsa düşman gelmiyor.
gelene kadar vaz geçiyor,yoruluyor.
ancak
gelecek olan baştan gelmiyor,nasıl olsa düşman bir şekilde aklını çeliyor.
istesem de istemesem de durum 0-0
hayat dursa da devam etse de heyecan yok,seyircisiz oynuyorum her hafta,her gün belki dün.
Dün dememin sebebi burda zaman kavramı yok,gelecekten bahsetmememin nedeni ise umut yok.
18 Mayıs 2009 Pazartesi
18 Mart 2009 Çarşamba
Nasılsın? iyiyim.
Sana birşeyler göstereceğim sadece onun içim geldim .Kazağını dirseğine kadar sıyırıp gösterdi.Seni ne kadar özlediğimi bilmek için damarlarımı kestim.Karşıdan bakıldıgında bırakın damar kesilmesini,aşı izi bile yoktu.Ardından boynunu gösterdi.Arkasından boynumu kestim.Ama orada da hiçbir iz yoktu...Son olarak kazağını ve altındaki beyaz t-shirt ü kaldırarak göğsünün sol tarafını gösterdi.Seni ne kadar sevdiğimi görmek için açıp bakmak istedim.Elbette orada da hiçbirşey yoktu.Delirdi mi tamamen?
Anlasana gerizekalı,belki birgün dönersin diye beni tam bul istedim.
yumruğunu sıktı,hiçbirşey diyemedi.
aslında 400 küsür km yol gidip evinin altından döndü.
belki de gitmedi gidemedi.
korktu.
korkak.
Anlasana gerizekalı,belki birgün dönersin diye beni tam bul istedim.
yumruğunu sıktı,hiçbirşey diyemedi.
aslında 400 küsür km yol gidip evinin altından döndü.
belki de gitmedi gidemedi.
korktu.
korkak.
23 Şubat 2009 Pazartesi
kuru kuru
bir zırhın kendini yok ettiğine şahit oldum çok defa.Küçük bir kaza sonrası kalitesiz kaskı olmasaydı ölmeyecekti ki o.Ağacın yaşken eğilmesi değil,bükülmesi koyan bana.
nasıl ki hayatı boyunca hep ezilmiş birinin kendini kanıtlaması için hep uç yaşaması normal karşılanıyorsa,0.5 uç tadında çabuk kırılan bir insan olmamın bunla bir ilgisi yok.
benim ne anlatacağım önemli değil,nasıl anlattığım önemli desem de hep ne anlattığım önemli tabiki.0.5 başlarsan hayata en azından tombo,faber castel ol öğüdü ile büyümem ise büyük bir yalandan
ibaret.
kendi kafamda yarattığım insanları hep gözümde büyüterek verdiğim önem aslında kendimi bir alt seviyeye düşürüp gözlerimi kapamam olmuş.Yazık.herhangi birine,kişiye,arkadaşa,sevgiliye ağıt yakmaktansa kendi kendime kızmam az önceki kibirliliğimi nötrlüyor sanırım.çevremdeki insanlara baktığım zaman hep bir tutku üzerine yoğunlaşmalarına bayılıyorum,sanki bir görev edinmişim kendime onları izlemek gibi.bilmiyorlar görmüyorlar.en değer vermediğim insana bile üzülebiliyorum ama kurtulamıyorum anasını satayım bu arkasına saklandığım bakır zırhtan.Eskiden demir,metal alaşımı kullanıyordum ancak fazla ağırlık yapıyordu,heryere götüremiyordum. hayatında en güvendiğim yakınım bile beni yok etmeye çalışsa benden alabileceği fazla bir şey olmadığını fark ediyor.bitince her şey herkesle içi boş ama güzel bir jack daniels şişesi gibi saklıyorum içimde.beynimi meşgul eden insan ilişkilerinin yerini tamamen kendimle olan kavgam aldı.Son 2 yılda,geçmişte hayattan aldıklarımı benden geri almaya çalışan bir başka benle çatışıyorum.onun zırhı olsa da ,benimde vurma bana diyebilitem var.en fazla ne kadar acımasız olabilir ki.içimdeki jack daniels şişelerinin hepsine birer not yazıp okyanusa salmaktansa,birer molotof kokteyli hazırlayıp,en sevdiğim ormanı yakmak istiyorum.insanlar o dumanı,alevi görünce elbet içleri acıyacaktır,yardım edebileceklerdir benimle birlikte yananlara.
Yarısı dolu,yarısı boş bir bardak olup insanların beynini meşgul etmektense,durup dururken çatlayıp,kırılıp masaya kristallerini bırakan falan filan.
Bir huyum var içimi sıkan birçok şeyi yazınca üzülüyorum,herkesin beni bildiği gibi olmam lazım değil mi?
O zaman
So tell the girls that i am back in town
okumaya kasan olursa yazım yanlışları için özür dilerim,düzeltecek gücüm pek yok
nasıl ki hayatı boyunca hep ezilmiş birinin kendini kanıtlaması için hep uç yaşaması normal karşılanıyorsa,0.5 uç tadında çabuk kırılan bir insan olmamın bunla bir ilgisi yok.
benim ne anlatacağım önemli değil,nasıl anlattığım önemli desem de hep ne anlattığım önemli tabiki.0.5 başlarsan hayata en azından tombo,faber castel ol öğüdü ile büyümem ise büyük bir yalandan
ibaret.
kendi kafamda yarattığım insanları hep gözümde büyüterek verdiğim önem aslında kendimi bir alt seviyeye düşürüp gözlerimi kapamam olmuş.Yazık.herhangi birine,kişiye,arkadaşa,sevgiliye ağıt yakmaktansa kendi kendime kızmam az önceki kibirliliğimi nötrlüyor sanırım.çevremdeki insanlara baktığım zaman hep bir tutku üzerine yoğunlaşmalarına bayılıyorum,sanki bir görev edinmişim kendime onları izlemek gibi.bilmiyorlar görmüyorlar.en değer vermediğim insana bile üzülebiliyorum ama kurtulamıyorum anasını satayım bu arkasına saklandığım bakır zırhtan.Eskiden demir,metal alaşımı kullanıyordum ancak fazla ağırlık yapıyordu,heryere götüremiyordum. hayatında en güvendiğim yakınım bile beni yok etmeye çalışsa benden alabileceği fazla bir şey olmadığını fark ediyor.bitince her şey herkesle içi boş ama güzel bir jack daniels şişesi gibi saklıyorum içimde.beynimi meşgul eden insan ilişkilerinin yerini tamamen kendimle olan kavgam aldı.Son 2 yılda,geçmişte hayattan aldıklarımı benden geri almaya çalışan bir başka benle çatışıyorum.onun zırhı olsa da ,benimde vurma bana diyebilitem var.en fazla ne kadar acımasız olabilir ki.içimdeki jack daniels şişelerinin hepsine birer not yazıp okyanusa salmaktansa,birer molotof kokteyli hazırlayıp,en sevdiğim ormanı yakmak istiyorum.insanlar o dumanı,alevi görünce elbet içleri acıyacaktır,yardım edebileceklerdir benimle birlikte yananlara.
Yarısı dolu,yarısı boş bir bardak olup insanların beynini meşgul etmektense,durup dururken çatlayıp,kırılıp masaya kristallerini bırakan falan filan.
Bir huyum var içimi sıkan birçok şeyi yazınca üzülüyorum,herkesin beni bildiği gibi olmam lazım değil mi?
O zaman
So tell the girls that i am back in town
okumaya kasan olursa yazım yanlışları için özür dilerim,düzeltecek gücüm pek yok
10 Şubat 2009 Salı
Rakı,balık

Balıkçı evine dönüyor sanırım.O yokken yanan şömine ısıtmıştır şimdiden evi.Çok mu sıkıcı oldu?.
Değiştirelim hemen,bir dalga gelir ve ters yatırır kayığı.Kimse duymaz da çığlıklarını,zaten kendisinin de bağıracak hali yoktur.Doğa onu ayrıştırırken zamanla,kullandığı ilaçların yan etkileri balıkları da etkiler mi bilmem.Ama bırakın orda kalsın çok geç olmadan karışsın bedeni denizin dibindeki kumlara çok geç olmadan,nasıl olsa şafakla beraber deniz onu kabul edebilecektir,binlerce poşet,izmarit ve insanların ona çektirdiği zulümlerle birlikte, elbette onu da sinesine çekecektir.
Küçüklüğünü de bilirdik keratanın.Babasının yakaladığı balıkların onun ilk oyuncakları olması,bir çocugun çırpınarak bir başkasınının ölümünü izlemesinden farksızdı.DI,mı,mişli,sanki kendim görmüşüm gibi anlattığım bu hikayede ne anafikir önemli ne babasının oltası ne de gördüğü ve kafasında yer etmiş o kadar anının.Sahi neredeydi o avlandıkları yer,nerede ne zaman kaybetmişti babasının şanslı oltasını?
kendisi ölürse film biter sanıyormuş
ama Bruce Willis zaten ölüymüş.
"En çok bana karşı samimi olmanı seviyorum,kanser olman sana daha iyi davranacağım anlamına mı gelir,kaç yaşındasın?,seni seviyorum,kovuldun!,babanızı kaybettik,çok iyisin devam et,yalancısın!"
gibi kelimeler ve cümleler her ne kadar beyninin içinde dolaşan bir el gibi istediği lob u sıkıyor,vücudunun bir tarafını hep felç bırakıyorsa da,güç ve bağışıklık kazandırıyordu ona.Sahi yine "du" ile biten cümleleri bırakacağım demiştim.
Rüzgarın,o yağmurla birleşerek yüzüne vurması ve akan suların denize karışmasından daha huzurlu ne olabilir ki.Veya kendini kaybettiğin an,aslında kaybedecek birşeylerinin kaldığını anlamandan.
En azından inerken en dibe,rakısını tutabilseydi ondan önce giden.En dibe gidecektir rakısı ama bizim has oğlan en dipten 3 metre yüksekte kalır,iyi mercan çıkar çünkü ordan :)
Şimdi arayın bakalım,nah bulursunuz cesedimi
22 Ekim 2008 Çarşamba
Ha bir dakika
Kabuğum olan bu sıcak deriyi keskin bir usturayla alacak olursanız altından göreceğiniz iğrençlik sizi uzaklaştıracaktır.
izin verin ben çıkartayım.
izin verin ben çıkartayım.
16 Ekim 2008 Perşembe
MertLand
Mükemmel bir gün.Herşey rutin,yine yalnız başımayım veya ben başımın içindeyim.Herşeyimin elimin altında olduğu renkli bir köy,siyah beyaz bazı bazı.Sağımda solumda ben.Herkes öğüt verme derdinde veya daha önce kendime verdiğim öğütler dolanıyor zihnimde.
Uçak olduğunuzu düşünün.Kanatlarınızın havada rahatça süzülmesini düşlerken ,aslında kanatlarınızın altındaki MOTORLARIN sizi havada tuttuğunu farkedin.MOTORLARI bırakın arkadaşlar,hafifçe düşmek de var,çakılmak da.En azından hızlı düşersiniz belki.Hızlı olan herşey çok güzeldir.Söylediğin lafların arkasındaki enkazı sakın arama oğul,canlı çıkmaz ordan.Gideceğin her enkaz,diğer bir enkazdır sonuçta.
Ağzım ve burnum ,beynime giden oksijene gişe koydu.Trafik akıcı.
Gözlerimi içimden çıkartıp etrafa bakmaya çalışıyorum ama ne mümkün.Kısık kısık bakıyorum çevreme.O da nesi! Kofi Annan.
kofi annan napıyor?
good good tenk yu
annan annan?
annan? yeah its mi
anan anan.
NAYNNNN gad dem it yu
--
Vurmasıyla beraber kafamı belediye çukuruna daha önce düşüpte çıkmaya çalışan birine vurdum.Kitaplarını yere düşürdü,toplarken hoşlandık evlendik falan ama bu bizim düşmüş olduğumuz gerçeğini değiştirmedi.Eski günlere döndüm bir anda.
Ortaokuldayken servisten "pilotum ben pilloooottt" diye atlardım.
hiç yarmadık kafayı,çizmedik haydutu onu seviyorum okumadan yazdım doğaçlanmadım.Spor kolu olmak istediğim zaman beni kapı koluna uygun görmeleri,benim için bir basamaktı.Gözlerimin önünde memelerini şalvarın içine sokan temizlikçiden oldum ben böyle.Temizlikçiden olmadım bu arada düzelteyim,temizlikçi sayesinde oldum.
ağır travmalar yaşadım esra ceyhan hanım .
çok güldüm
çok ağlıcam.
niye ağlıcam lan niye.
Uçak olduğunuzu düşünün.Kanatlarınızın havada rahatça süzülmesini düşlerken ,aslında kanatlarınızın altındaki MOTORLARIN sizi havada tuttuğunu farkedin.MOTORLARI bırakın arkadaşlar,hafifçe düşmek de var,çakılmak da.En azından hızlı düşersiniz belki.Hızlı olan herşey çok güzeldir.Söylediğin lafların arkasındaki enkazı sakın arama oğul,canlı çıkmaz ordan.Gideceğin her enkaz,diğer bir enkazdır sonuçta.
Ağzım ve burnum ,beynime giden oksijene gişe koydu.Trafik akıcı.
Gözlerimi içimden çıkartıp etrafa bakmaya çalışıyorum ama ne mümkün.Kısık kısık bakıyorum çevreme.O da nesi! Kofi Annan.
kofi annan napıyor?
good good tenk yu
annan annan?
annan? yeah its mi
anan anan.
NAYNNNN gad dem it yu
--
Vurmasıyla beraber kafamı belediye çukuruna daha önce düşüpte çıkmaya çalışan birine vurdum.Kitaplarını yere düşürdü,toplarken hoşlandık evlendik falan ama bu bizim düşmüş olduğumuz gerçeğini değiştirmedi.Eski günlere döndüm bir anda.
Ortaokuldayken servisten "pilotum ben pilloooottt" diye atlardım.
hiç yarmadık kafayı,çizmedik haydutu onu seviyorum okumadan yazdım doğaçlanmadım.Spor kolu olmak istediğim zaman beni kapı koluna uygun görmeleri,benim için bir basamaktı.Gözlerimin önünde memelerini şalvarın içine sokan temizlikçiden oldum ben böyle.Temizlikçiden olmadım bu arada düzelteyim,temizlikçi sayesinde oldum.
ağır travmalar yaşadım esra ceyhan hanım .
çok güldüm
çok ağlıcam.
niye ağlıcam lan niye.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
