22 Ekim 2008 Çarşamba

Ha bir dakika

Kabuğum olan bu sıcak deriyi keskin bir usturayla alacak olursanız altından göreceğiniz iğrençlik sizi uzaklaştıracaktır.
izin verin ben çıkartayım.

16 Ekim 2008 Perşembe

MertLand

Mükemmel bir gün.Herşey rutin,yine yalnız başımayım veya ben başımın içindeyim.Herşeyimin elimin altında olduğu renkli bir köy,siyah beyaz bazı bazı.Sağımda solumda ben.Herkes öğüt verme derdinde veya daha önce kendime verdiğim öğütler dolanıyor zihnimde.

Uçak olduğunuzu düşünün.Kanatlarınızın havada rahatça süzülmesini düşlerken ,aslında kanatlarınızın altındaki MOTORLARIN sizi havada tuttuğunu farkedin.MOTORLARI bırakın arkadaşlar,hafifçe düşmek de var,çakılmak da.En azından hızlı düşersiniz belki.Hızlı olan herşey çok güzeldir.Söylediğin lafların arkasındaki enkazı sakın arama oğul,canlı çıkmaz ordan.Gideceğin her enkaz,diğer bir enkazdır sonuçta.

Ağzım ve burnum ,beynime giden oksijene gişe koydu.Trafik akıcı.

Gözlerimi içimden çıkartıp etrafa bakmaya çalışıyorum ama ne mümkün.Kısık kısık bakıyorum çevreme.O da nesi! Kofi Annan.

kofi annan napıyor?

good good tenk yu

annan annan?

annan? yeah its mi

anan anan.

NAYNNNN gad dem it yu

--
Vurmasıyla beraber kafamı belediye çukuruna daha önce düşüpte çıkmaya çalışan birine vurdum.Kitaplarını yere düşürdü,toplarken hoşlandık evlendik falan ama bu bizim düşmüş olduğumuz gerçeğini değiştirmedi.Eski günlere döndüm bir anda.

Ortaokuldayken servisten "pilotum ben pilloooottt" diye atlardım.
hiç yarmadık kafayı,çizmedik haydutu onu seviyorum okumadan yazdım doğaçlanmadım.Spor kolu olmak istediğim zaman beni kapı koluna uygun görmeleri,benim için bir basamaktı.Gözlerimin önünde memelerini şalvarın içine sokan temizlikçiden oldum ben böyle.Temizlikçiden olmadım bu arada düzelteyim,temizlikçi sayesinde oldum.

ağır travmalar yaşadım esra ceyhan hanım .
çok güldüm
çok ağlıcam.

niye ağlıcam lan niye.

12 Eylül 2008 Cuma

los.

Bu yazıyı bin kere de okusam anlayabileceğimi sanmıyorum.Anlamış gibi ukala ukala ahkam da kesemem.Kısacası bu yazıdan çok az nasiplendim.Anlamadığım şeyleri bile gereksiz merakım yüzünden okur anlamaya çalışırım.Bu kez beceremedim.Ne müthiş ne müthiş.Andımızla açalım bugün lisemizi..

OOOOoooooo neeee kosta rika ne de cin ne de sambaci brezilya


Bir yerde. sandalyede oturuyosun, kırmızı gıyınmıssın habersız cekılmıs fotoğrafın elimde, hanı sen.Edebiyat dersinin hiçbir dersini kaçırmamış o solgun yüzünü,her ders görüp hiçbirşeyden öteye gidemeyen ,hani ben.Mahallenin çocugu olmanın verdiği o şımarık yüzün,terbiyeli hayta olan klişeleşmiş ruh dünyasıyla bütünleşmiş insanlardan bahsediyoruz şurda.Sağa sola bakma ben anlatırken,gördüm geçirdim ordan biliyorum.

Kendimi kandırıyodum zaten,
bide belki inanırsınız diye ortaya attım, oltaya gelmediniz. Gruba gelmem.Açıkça belirteyim.

Soldan sağa doğru dizdim beynimdeki ondalıkları,kıtaları. Buldum hepsini teker teker ancak çalışmadılar beraber var olmadılar.Olamadılar.
Nefesinmiş onlara "ruhumu" veren öyle dediler. Görmeyin size bakarken gözlerimdeki yapay maviliği.Ama yapay kalple sevmekte var.Hücre zarından farkı yok hiçbir insanın.Seçici geçirgen olan bu zar darbelere ne kadar dayanıklı olsa bile içten lizozomun bir hareketiyle eriyor kendi kendine.Ne kadar büyük egolara,kloroplastlara sahip olsan bile,kendi kendi bitirebiliyor insan.Bir ayna bulun bana, kendi kafamdaki ben ile ağır sorunlarım var.

Müdürümüz italyandı.."EGO TATMİNİ". Onun sesiyle irkildim,ferhat göçer misali...

Bu sabah tabagımdaki lokmalarla konusuodum bu sıra bu cansız nesnelerle konusma olayını abarttım gibi.Bunda sıcakların etkisi oldugunu düsünmekteim.

Gerek yok lakin bu konunun üzerinde durmaya çünkü sıcak topiğim zaten mevcut.

Şuraya ufak minik uyuyan ağaçlar çizelim
mmm enfes gözüküyolar
şurda da kendini unutturmuş sarımtrak bir ağaç daha
biraz mozere beyazı,okjent mavisi
küçük mutlu bulutçuklar

Saçlarım bonus değil lakin.. yaptıgım resim kaale alınır mı? hazır yapmışız trt ile anlaşmayı bozmamak gerek.

Ancak bir de digiturk u bağlatmayan ömer ile karşı karşıyayız..

Bildiğin maldır bu adam, kapısına gelenlere öyle alık, alık bakar. Bilmiyorum gay da olabilir. Çünkü o kızı kapısında gören erkeğin 10 saniye içerisinde Rusça`yı çözme ihtimali bile vardır. Fakat ömer iki kelimeyi bir araya getirip de buyur gir içeri be ablacığım digitürk senin köpeğin olsun bile diyememiştir

Yeter ulan yeter! Sivri dilimden çekiyorum ne çekiyorsam.Ancak mutluyum kulağımı bile dilimle karıştırabiliyor,İğnen var mı abi dendiğinde ise dilimi çıkartıp gururla sergiliyorum.

ingilicez..

İngilizcenin dilimiz üzerindeki etkisi malum herkes tarafından biliniyor..

yes,yep,ok gibi kelimeler zangır zangır sallıyor dilimizi

bende biz çözüm buldum.. İngilizceye Türkçe yi sokacağız

örneğin:

I FARKT YOU

yani seni fark ettim

aslında orjinali i farked you ancak -ed takısını gramel kremal krematik olarak t ye dönüştünüğünü hesaba kattım..

bir başka örnek:

it`s very engzaytink

exciting ile egzantirik i birleştirip bilinç altına Türkçe yi aşıladım

hadi verelim el ele

Nereye? nereye gidiyoruz ulan deyin bana..Dürtün beni ,sarın,sarmalayın..Ancak fazla etmeyin,eylemeyin; eylem yapmayın! Bu arada sarın derken rızlaya değil,çok ince detaylarda 0,5 uçla bastırmadan yazılan kelimelerle sarın.Baktınız olmuyor ,bakmadan deneyin.Denediniz yine mi olmuyor uğraşmayın,uğraştırmayın yırtarsınız heba olur kağıt lakin veba riski doğaçlamalardan kaynaklanıyor.

Gidiyorduk di mi..Gidiyoruz. Nereye afrikaya! GİDİYORUZ ULAN

YOK Afrika sıcakları geliyormuş yok otoro koko sıcakları geliyormuş yok denizin serin sularından buz gibi şahin ka geliyormuş.

YETER

biz gidiyoruz..Tim kuruyorum afrikaya gidiyoruz.Tim duncan ın önderliğinde ,önder turacının geri planda kalması nedeniyle aynı zamanda pavlovun köpeğinin şartlı refleks olaylarını daha çözememesi nedeniyle erteliyoruz biraz.

Esen kalın

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Sinirlenme padişahım

Plasma televizyonda ,gürcistan,rusya savaşını maç keyfi gibi izledim padişahım.90ınıncı dakikada abhazyanın ortasına yükselen putin 300 kilogram ağırlığındaki güdümlü füzeyi yollarken insanların üzerine seni hatırlamamak içten bile değil canım benim.Fermanının savaşacağın ülkeye ulaşmasının en iyi ihtimalle 1 ay olan devirlerlerdeki çileyi bir ferhat göçer şarkısını dinleyene kadar geride bırakıyorum.Haremmiş.. Harem mi o yahu,sen ona harem mi diyorsun.Azıcık paranın dünyadaki milyarlarca insanı satın alabileceği günlerden bahsediyoruz.Yolculuk nereye padişahım,neler uğruna ölmeye diyor artık gripin.En kral tahtın bile benim yatağımın konforuna erişemedi üzgünüm.Bir kılıcım bile olmadan ne zaferler kazandım,kazandılar.Savaş düzeninde en önde saldıran korkusuz deliler bile entel oldu sana yazılar yazıyorlar.Savaştığın uçsuz bucaksız ovalarda yapılan evlerden birinde yaşıyorum.Şimdi netten bilardo oynayacağım,lale devrindeyim hayatımın, merak etmeyiniz ama,en büyük kayıplarımı banka kredileriyle kurtarabiliyorum.Kazan kaldırırse yeniçeriler en fazla 3 ay yatar çıkarım.Af diye birşey var.Artık kazıkları sadece bataklıga ev yaparken kullanıyoruz.

Birşey değişmedi sadece padişahım.Senin tarihleri,devirler,hatta kellene bile neden olan aşkın.O bambaşka.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

















Evin hanımı erken uyandı o sabah.Peki o sabah bu sabah mıydı? Daha hangi sabah oldugunu bilmiyorsa neden uyanmıştı?..Gizemli düşünceler birbirini kovaladı. Evin hanımı ; kocası olan "ev" ile mutlu bir birliktelik yaşıyordu. Kocasının isminden pek rahatsız olan "boş" yani evin hanımı kendi ismini görmezden geliyordu.Ev-boş rahatolunoğlu ailesi yeni doğan güneşin ardında küvezde yatan eski doğan görünümlü şahin isimli oğullarını izliyordu.

O sırada...

Kazım bey malikanesinde işler karıştı.İşleri toparlamaya çalışan kazım bey,merdivenlerden aşağıya iniyordu.Bir anda bahçıvanla çarpıştılar ve bütün kitapları yere düştü kazım beyin.İşte böyle tanıştılar.Romantik bir müzik eşliğinde yemek yerken,bahçıvan ahlaksız bir teklifte bulundu.Kazım bey ahlaklı bir açık arttırma kurarak teklifi değerlendireceğini söyledi.

bu olay sonrasında aradan günler geçer...

Arayı kapatın geçmesin günler! der kazım bey.Bahçıvan çok kızar bu espriye ,öncesinde gülmesine rağmen.Yerden buldugu ağırlıgı önemsiz çubuğu,sürtünme kuvvetini 0 alarak ,kazım beyin çatalına yerleştirir.
Kazım bey, kanlar içinde yerde bulur kendini.

Şu sırada..

Şu sırada oturan genç ayağa kalkar.Dersin sıkıcı ve boğucu işleyişinde yorulan genç kız, osuruverir bir anda.Bildiğimiz derste osuran ,pırt yapan genç kızımız derhal sınıftan atılır.

Ve taşlar yerine oturuyor..

Kanlar içinde yerde yatan kazım bey,kabuğundadır vitamini mantıgı ile hareket ederek ,birazda kanlar dışında yatmaya karar verir.Çapkın bahçıvan ise dötünü tutamayan kızla tanışır ve bahçede takılmaya başlarlar.Bahçenin içinden geçen çifti gören bahçıvan ve genç kızımız bir anda irkilirler.SİZ KİMSİNİZ! der. Ev-boş rahatolunoğlu ailesiyiz deyince bir ahlaksız teklifin daha içinde bulur kendini bahçıvan.Bu sırada genç kızın 2-3 taş arkadaşı gelir ve oturur..
Taşlar yerine oturdu mu gerçekten,yoksa bu bir kelime oyunumuydu

kimse bilemedi

Amatör ruh

Köpeklerle konuşmak vazgeçilmezdir kaş göz hareketleri ile dikkatlerini çekemiyeceğimize göre başka yapacak birşeyimiz yok.

"aa yürüü bakalım eve gidince sorarım ben sana" gibi tepkilerle köpeğin değil insanların dikkatini çekmekte var birde.."kime diyorum ulan ben ? " "lan bafi!" gibi

çiçekle konuşanları zaten ayrı bir köşeye koyuyorum.. YAAEAAÖÖ abücücüück bubücüük polenleri de pek sarı,sapı da uzunmuş,dilin olsa da konuşsan,yine mi soldun Alahın belası "polemikleri" gayet etkiliyor adamı.

yine döndüm köpeklere..
"hadi oğlum eve gidiyoruz hepsini yap " ,"ben konuşurken yüzüme bak "

geçiniz..

dili olsa bi sus der be hayvan .

Ancak kendi kendine muhabbet eden bir insan olarak kedimle köpeğimle konuşmamı çok mu görüyorsunuz bana?

evet ben.merhaba :s

hayır ! sana hayır dedim zeytin..hayır zeytin! zeytin hayır! zeytin yapma dedim!zeytiieaan

o değil de

köpeğim yok ki benim.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Anlık mutluluk..OLEY

Bir sigaralık hayal kurdum bu gece.Yanıp,sönmesine kadar geçen o süre belkide hayatımın özetiydi.Yüzlerce metre yükseklikten düşerken, ölümü değilde yarın sabah nasıl mutlu uyanacağını düşünmek kadar da huzurluydu.
Aslında Kurdugum hayal gerçek değildi,hayal bile değildi.O kadar boş vakit geçirdim ki o an,birşeyler yapmış gibi gösterdim kendimi.Mutluyum şu an.Kim nerden bilecek ki?
Sahi nerde benim paketim.Ne zamandır sigara bile içmiyorum.İçiyor muydum yoksa?